Dünden Bugüne Balıkçılık

Tarih boyunca medeniyetler genellikle su kaynaklarının yanına kurulmuştur. Ekonomik değeri yüksek olan bu kaynağa sahip olmak ve kontrol etmek için çabalamıştır. Bu bölgelere sahip olanlar, su kaynaklarından çeşitli su ürünleri avlama ve üretme yolları aramışlar, büyük medeniyetler kurmuş ve çevresine de hakimiyetlerini kabul ettirmişlerdir. 

Balıkçı takımlarının dizaynı, üretimi ve kullanımı, insanlığın en eski teknolojilerine örnek oluşturmaktadır. Paleolitik çağın sonlarında buzul çağından sonra mezolitik çağa ait balıkçı mızrakları, kancaları, olta ve ağ kurşunlarına ait kalıntılar bulunmuştur. Günümüzden 8000 yıl önce İberya yarımadasının kuzeyinde yaşayan insanların, bol balık bulunan mevsimlerde kıyılarda, diğer mevsimlerde ise denizin iç kesimlerinde ve derinlerde avcılık yaptığı; yine MÖ.500 yıllarında, Fenikeliler ve Kartacalıların açık deniz balıkçılığı yaptıkları, balık filetolarını saklayabildikleri, Batı Akdeniz’ den Yunanistan’ a deniz filetoları balığı taşıdıkları bilinmektedir. 

Balık avcılığının yanı sıra, kültür balıkçılığı da insanlığın ilk uğraşlarından birisidir. Doğu ve güney ülkelerinde tarım arazilerini sulamak amacıyla yapılan kanal ve göletlerde balık yetiştiriciliği başlamış, daha sonra özel yapılmış havuzlarda kültür balıkçılığı yapılmıştır. 

Türkiye, 8333 km deniz kıyısı ve su ürünleri üretim alanı olarak kullanılabilecek 178.000 km uzunluğunda akarsu, yüzey alanları 200 bin hektarın üzerinde olan yaklaşık 200 adet doğal göl ve 3442 kilometrekare genişliğinde baraj gölüne sahiptir. 

Üretim potansiyeli çeşitli nedenlerle yeterince değerlendirilememektedir. Denizlerimiz ve içsularımız, soğuk ve sıcak su balığı çeşitlerinin avlanması ve yetiştirilmesi için uygun ekolojik özelliklere sahip ve taşıdıkları çok çeşitli balık türleri bakımından zengin kaynaklardır. Yaklaşık olarak Karadeniz’ de 240, Marmara Denizi’ nde 200, Ege Denizi’ nde 300 ve Akdeniz’ de 500 balık türü bulunmaktadır. Ancak, ekonomik değeri bulunan deniz ürünü türü sayısı 100 civarındadır. 

Türkiye’ nin denizlerdeki av balıkları dikkate alındığında, balıkların yaklaşık % 74’ ü Karadeniz’ den, % 15’ i Marmara’ dan avlanmaktadır. Av balıklarının yaklaşık % 65- 70’ ini hamsi oluşturmaktadır. Kontrolsüz ve bilinçsiz avcılık sonucu Karadeniz hamsi stoğunda ciddi oranda azalma olmuştur. Bu durum, avcılıkta tedbir alınmasını zorunlu kılmıştır. Alınan tedbirler sonucu toplam üretimde bir artış olmuşsa da, bu durumun devamlılığı sağlanamamıştır. 

Deniz Rezervleri, tahrip edici kullanım ve faaliyetlerin izin verilmediği ve diğer belirgin insan baskısının ortadan kaldırıldığı veya en aza indirildiği, böylelikle kendine ait ekosistemlerin daha doğal bir şekilde iyileşmeye doğru gidebildiği deniz alanlarıdır. Deniz Rezervlerinin tayin edildiği yerlerde köklü değişikliklerin gerçekleştiği, deniz yaşamında özellikle yok olmaya yüz tutmuş türlerde bereketin, çeşitliliğin ve üretkenliğin hızla arttığı görülmüştür. 

Doğal kaynakları korumak, dünya üzerindeli çeşitliliği ve bolluğu korumak anlamına gelir. Bu sadece tek bir türün korunması anlamında değil, bütün türlerin, onların doğal ortamlarının ve ekosistemi oluşturan türler arasındaki kompleks etkileşimlerin de korunması anlamına gelir.