Koyun ve Keçilerde Gebelik Toksemisi!

Gebelik toksemisine koyunlarda gebeliğin son döneminde, keçilerde ise hem gebeliğin son döneminde hem de laktasyon döneminde rastlanır. Hastalığın oluşumundaki başlıca nedenler; iki veya daha fazla yavruya sahip olma, entansif besleme, rasyonun enerji yönünden fakir olması, karaciğer bozuklukları, ağır parazit invazyonları, yemleme sayısının az ve öğün aralıklarının uzun olması, hareketsizlik, aşırı yağlanma, ani iklim değişiklikleri, stres gibi faktörlerdir. Gebelik toksemisi, aşırı zayıf ve yağlı koyun ve keçilerde ve birden fazla yavrusu olan gebe hayvanlarda sıklıkla şekillenmekle birlikte, tek yavru taşıyan veya genç hayvanlarda nadiren de olsa görülmektedir. 

Gebelik toksemisinde başlıca semptomlar; iştahsızlık ve yeme içmenin tamamen durması, depresyon, uyuşukluk, kas fonksiyonlarında bozukluk, koordinasyon eksikliği, ataksi, diş gıcırdatması ve körlüktür. Hasta koyunlar ve keçiler, genellikle sürünün gerisinde kalırlar ve ayakta durmakta zorlanırlar. Hastalığın ileri dönemlerinde çevreye olan ilgileri azalır, iştahları kesilir ve zayıflarlar. Solunum güçlüğü şekillenmekle birlikte burundan müköz bir akıntı gelebilir. Bu semptomlar, hastalığın başlamasından itibaren ilk bir kaç saat içinde görülebilir. Eğer semptomlar kalıcı ise hayvanda koma ve ölüm şekillenir. 

Kan glikoz düzeyi yükseltilerek ve hasta hayvanlarda enerji ihtiyacını arttıran faktörler ortadan kaldırılarak hastalık tedavi edilebilir. Tedavinin başarısı, erken teşhis edilmesine bağlıdır. Tam iyileşme şekilleninceye kadar intravenöz glukoz ve propilen glikol uygulamaları yapılmalıdır. Bu maddelerin yüksek dozlarda kullanımı, hayvanın rumen florasının normal işlevini bozacağından ötürü; hipertonik dekstroz ve elektrolit solüsyon uygulamaları ile kan glikoz seviyesi yükseltilmeli ve dehidrasyon giderilmelidir. Ortaya çıkan ketoasidozisin tedavisi için ringer laktat veya sodyum bikarbonat solüsyonları, intravenöz yolla verilebilir, ayrıca niasin ve B kompleksi vitaminleri uygulanabilir. İnsülin uygulaması, glikoz alımını uyardığı için enerji kaynaklarının verilmesine ilave katkı sağlar ve hastalığın şiddetli olduğu hayvanlarda iyileşme şansını arttırır. Hastalığın erken safhalarında, gebe hayvanın enerji ihtiyacını azaltmak için uygun zamanda doğumun indüksiyonu yoluna gidilebilir. Hastalığın ilerleyen safhalarında ise sezaryen operasyonu ile yavrular çıkarılabilir. Doğum indüksiyonu veya sezaryen operasyonundan hemen sonra hayvana geniş spektrumlu bir antibiyotik, non-steroid antienflamatuar ve yavru zarlarının atılarak metritisin önlenmesi amacıyla oksitosin uygulanmalıdır. Yavruların çıkarılması ile annenin genel durumu genellikle iyiye gider. Ancak uterus içerisinde yavru ölmüş ise genel durum tekrar kötüleşebilir. Böyle durumlarda, dekstroz uygulamasına ek olarak elektrolit solüsyonlarını da tam iyileşme sağlanıncaya kadar intravenöz yolla vermek gerekir.