Hayvan Besleme ve Yem Endüstrisinde Probiyotik Kullanımı

Bilindiği gibi, antibiyotiklerin insan ve hayvan sağlığı üzerindeki sakıncalarının anlaşılmasından sonra antibiyotiklerin hayvan yemlerinde büyütme faktörü olarak kullanılması yasaklanmıştır. Antibiyotiklerle ilgili bu yasal gelişmeler, oluşan boşluğun doldurulması için probiyotik gibi alternatif yem katkı maddelerini gündeme getirmiştir. Probiyotikler, mide-bağırsak flora ve faunasını düzenlemek, patojen mikroorganizmaların gelişimini engellemek ve yemden yararlanmayı artırmak gibi amaçlarla yeme toz, granül, sıvı süspansiyon, kapsül ve pelet formlarında karıştırılan ya da içme suyuna verilen canlı bakteri veya maya kültürleri içeren biyolojik ürünlerdir. Probiyotikler hayvan performansını iyileştirmesine rağmen kullanımlarında bazı ayrıcalıklar bulunmaktadır. Nitekim, probiyotiklerin canlı organizmalar içermesi en önemli konudur. Bu yüzden probiyotikler, diğer yem katkı maddeleri benzer şekilde ele alınmamalı ve ticarete sunulmamalıdır. Saklama süresinin uygun olabilmesi için probiyotiklerin, buzdolabında veya serin, kuru yerde depolanmalı ve direkt güneş ışığından korunmalıdır. Nem içeriği, pH düzeyi, hava ile temas ve depolanma şartları gibi faktörler probiyotiklerin canlılıklarını önemli düzeyde etkilemektedir. Son yıllarda, yem işleme, ambalajlama ve ürün standardizasyonda ciddi ilerlemeler sağlanmakla birlikte probiyotiklerin etkinliği üzerine yem işlemenin önemli etkileri bulunmaktadır.

Hayvan besleme ve yem endüstrisinde kullanılan probiyotikler

Hayvan besleme ve yem endüstrisinde kullanılan probiyotikler Lactobacillus, Streptococcus, Bacillus gibi bakteri türlerini ve bazı mantar veya maya türlerini içermektedir (Çizelge 1). Probiyotik olarak kullanılan canlı kültürlerin iki temel formu bulunmaktadır: Bunlardan birincisi probiyotiklerin ısı ve neme duyarlı formları olan vejetatif formlar olup tek midelilerde mide asidinden etkilenebileceğinden daha çok ruminantlarda kullanılırlar ve peletleme esnasında canlılıklarını kısmen kaybederler. İkincisi ise güçlü mide asidinden, antibiyotiklerden, ısı ve depolama süresinden doğal olarak korunmuş olan spor formlarıdır. Ancak yararlı mikroorganizmaların tümünün spor formu yoktur. Bu mikroorganizmaların, farklı çevre şartlarına karşı dayanma yetenekleri de oldukça değişkendir. Lactobacillus grubu mikroorganizmalar son derece hassastırlar ve gerek ısı ve gerekse peletleme esnasında oluşan basınca karşı dayanıksızdırlar. Çeşitli çevre şartlarına karşı dayanıklılıkları bakımından türler arasında da farklar bulunmaktadır. Nitekim, L. Plantarum’un L. acidophilus’tan daha dayanıklı olduğu bildirilmektedir. Buna karşın, Bacillus grubu migroorganizmalar oldukça stabildirler ve spor formda olmalarından dolayı nem, presleme ve ısı değişimlerine karşı dirençli olmalarından dolayı peletleme işlemi esnasında canlılıklarını koruyabilmektedirler. Maya ve Streptococcuslar, peletleme işlemi esnasında canlı kalabilme yetenekleri bakımından Lactobacillus ve Bacillus arasında yer almaktadır.

ayvan beslemede kullanılan probiyotiklerin sahip olması gereken özellikleri şu şekilde özetleyebiliriz. Probiyotik mikroorganizmalar;

  • Verildiği hayvanın bağırsak florasından izole edilmiş ve canlı olmalı, patojen olmamalı.
  • Mideden geçerken mide asidine, bağırsaklarda safra ve enzimlere karşı dayanıklı olmalı ve hızlı bir şekilde aktive olarak yüksek çoğalma oranı göstermeli.
  • Yem üretimindeki teknolojik işlemler sırasında canlılıklarını koruyabilmeli.
  • Yem içindeki besin maddeleri ve diğer yem katkı maddeleri ile karşılaştığında yüksek stabilite özelliği bulunmalı.
  • Yeme katılmadan veya yeme katıldıktan sonra sıcaklığa karşı stabilite özelliğini sürdürebilmelidir.

Süt sığırlarının beslenmesinde probiyotik kullanımının etkileri

Bir çok araştırıcı tarafından yapılan çalışmalarda, süt ineklerinde probiyotik kullanımı sonucunda süt miktar ve içeriğine probiyotiklerin önemli etkileri olduğu saptanmıştır. Çeşitli rasyonlardan oluşan ve değişik araştırıcılar tarafından yapılan çalışmalarının sonuçları aşağıdaki verilmiştir. Süt sığırlarının beslenmesinde probiyotik kullanımının süt miktarına etkisi;

Son yıllarda, hayvan beslemede büyütme faktörü olarak antibiyotiklerin kullanımına getirilen sınırlamalardan dolayı alternatif büyütme faktörlerine karşı önemli bir yönelim meydana gelmiştir. Bu bağlamda alternatif bir büyütme faktörü olan probiyotiklerin hayvan beslemede kullanımı yaygınlaşmıştır. Probiyotikler, rekabetle dışlama (competetive exclusion) sayesinde patojen mikroorganizmaların (coli ve salmonella) sayısını düşürerek mide barsak florasının dengeli gelişimini desteklemektedir. Bu nedenle probiyotik kullanımı ile hayvan performansında önemli iyileşmeler elde edilebilmektedir. Ancak, probiyotiklerin canlı mikroorganizmalardan oluşması karma yem endüstrisinde uygulanan yem işleme tekniklerinden etkilenmesine neden olmaktadır. Probiyotiklerin canlılığını etkileyebilecek en önemli yem işleme tekniği peletlemedir. Nitekim peletleme ile gerek bakteri ve gerekse maya kaynaklı probiyotiklerin peletleme sonrası canlılık oranları önemli düzeyde düşmektedir. Ülkemizde de pek çok probiyotik çeşitli isimler altında karma yem sektöründe kullanıma sunulmuştur. Ancak söz konusu probiyotiklerin hazırlanmış yemlerde mevcut aktiviteleri konusunda yeterli araştırma ve bilgi bulunmamaktadır. Buna bağlı olarak da probiyotik kullanımı ile hayvan performanslarında beklenen artışları da görmek mümkün değildir. Karma yeme az da olsa ilave maliyet getiren probiyotiklerin işleme tekniklerinden hangi düzeyde etkilendiğini bilmek büyük önem taşımaktadır. Bu kayıpların en aza indirilmesinde mikrokapsülasyon gibi tekniklerin probiyotik üretiminde kullanıldığı da bilinmektedir.

Hayvan besleme ve yem endüstrisinde probiyotik kullanılırken probiyotiğin mikrobiyal kaynağının, konsantrasyonunun ve veriliş şeklinin bilinmesi yanı sıra çeşitli tekniklerle peletleme esnasında oluşan sıcaklığa karşı dayanıklılığının sağlanıp sağlanmadığının bilinmesi probiyotiklerden beklenen verim artışının elde edilmesinde büyük önem taşımaktadır.